Yazar arşivi Selim YAZICI

ileSelim YAZICI

Gen haritası kariyeri belirliyor

image

Yapılan bir kan tahliliyle kişinin sağlık konusunda hangi riskler altında olduğunu ortaya çıkaran gen haritaları şimdi insan kaynaklarının hizmetinde. RGI İstanbul hekimleri, “Sonuçlar şirketlere işe alım ve kariyer planlamalarında yardımcı olabilir” diyor.

Avrupa’da birçok şirket, çalışanlarının kariyer planını yaparken artık sadece eğitim, performans, deneyim ve potansiyel kriterlerine bakmıyor. Kişilerin gen haritası da kariyer gelişiminde önemli bir rol oynamaya başladı. Doğru pozisyona doğru kişiyi yerleştirmek amacıyla kişilerin sağlık verilerini değerlendirmeye alan şirketler, özellikle üst düzey yöneticilere bunu uyguluyor.

Belirtildiğine göre sistem, yalnızca kişiyi koruma altına almıyor aynı zamanda söz konusu pozisyonda ne kadar verimli çalışabileceğini de gösteriyor. Çünkü üst solunum yolu enfeksiyonundan kansere kadar her türlü hastalığa karşı bağışıklığınız zayıf ise yapacağınız uzun uçak yolculukları, saatler süren iş toplantıları, uzun çalışma saatleri ve ağır stres koşulları gerektiren işler size göre değil demektir. Şirket açısından bakıldığında ise kritik pozisyonlarda çalışanların zor koşulları göğüsleyebilecek bir fiziksel performansa sahip olması, verimlilikten karlılığa kadar her şeyi etkileyebiliyor.

Önce harita sonra iş
Kişinin gen haritasının çıkarılması ise şu şekilde oluyor: Alınan kan örneğiyle kişinin kanser, kalp – damar ve solunum yolu hastalıklarına olan yatkınlığı ölçülüyor. Orta ve uzun vadede ortaya çıkabilecek hastalıklar, bugünden tespit edilebiliyor.

Aile hekimliğinin yanı sıra genetik konusunda da hizmet veren RGI İstanbul’un hekimlerinden Dr. Banu Özmen’e göre bu yolla elde edilen veriler, kişinin şimdiden önlem almasını sağlayabildiği gibi işe alımlarda ve kariyer planlamalarında şirketlere de kolaylık sağlayabilir. Özmen, “Günümüzde bireyler, sağlıklı yaşamak, işte başarılı ve sosyal hayatta enerjik olmak istiyorama aradaki dengenin nasıl kurulacağını bilemiyor. İnsanlar iş temposuna devam etmekte zorlanmaya başladıkları aşamada doktora başvuruyor. Sağlık haritaları bu dengeyi sağlama açısından büyük önem taşıyor” diyor.

Zayıf yönler için tedbir şart
 Özmen’e göre örneğin obezite riski taşıyan kişiler, masa başı işlerden olabildiğince uzak durmalı. Böyle bir risk taşıyan çalışanlar, özel spor programlarına devam ederek riskleri en aza indirebilir. Yüksek tansiyon riski olan kişiler ise stresli işlerden uzak durmalı. Özmen, “Stres, kan yağlarını yükseltir, damar sertliğine neden olur. Bu durum da kalp krizi riskini destekler. Özellikle bankacılar veya borsayla ilgilenen kişilerde beyin kanaması ve kalp krizlerinin sık görülmesinin nedeni buna bağlıdır” diyor.

Kaynak: http://www.isteinsan.com.tr/saglik/gen_haritasi_kariyeri_belirliyor.html

ileSelim YAZICI

Liderlik ama nasıl?

image

Liderler sıradan insanlar arasından çıkacak. Ve liderlik kavramı tamamen farklılaşacak. Nasıl mı?

Geçen hafta, Eduplus’ın düzenlediği ve moderatörlüğünü yaptığım Liderlik Çalıştay’ında Turkcell’den Selen Kocabaş ve Koç Holding’den Eşber Çekiç ile beraberdik. Bu başarılı organizasyonda ‘liderin kariyer haritası’nı konuştuk.  Ama hangi lider? Liderlik de değişmekle kalmadı, sürekli bir değişim içinde. Sadece Amazon’a bakarsanız ‘lider ve liderlikle’ ilgili 400 binin üzerinde kitap var. Bu da konunun günümüzde ne kadar önemsendiğinin ve üzerinde düşünüldüğünün en açık göstergesi. Bugün sizinle, sıcağı sıcağına değişen liderlik kavramını paylaşayım istiyorum. Malum günümüzde herkes lider(!), herkesin liderlik özellikleri (!) var. Aslında şimdi tebessümle baktığımız bu durum, gelecekte ‘gerçek’ olacak. Liderler sıradan insanlar arasından çıkacak. Ve liderlik kavramı tamamen farklılaşacak. Nasıl mı?  Önce ‘bilgi yoğun bir dünya’da lider olmak bizim eski liderlik anlayışımızla taban tabana zıt. Bunu söylemek ve tarihe bir bakmak lazım. Biz ‘liderliği’ ve ‘gerçek lider’i orduda tanıdık. Atatürk bize ve tüm dünyaya ‘lider’lik dersini verdi ve artık böyle liderleri göremeyeceğimiz mesajı da bu liderliğin içinde gizliydi. Ne kadar şanslıyız ki, İngiltere başbakanı Lloyd George’un dediği gibi “Böyle dahi bir lider ancak 100 yılda bir dünyaya gelir’ dediği Atatürk’ün çocuklarıyız biz.  Geçmişte lider dendiğinde sadece bizim değil tüm dünyanın aklına ‘asker kahramanlar’ gelmekteydi. Bu kahraman liderler, nereye gittiklerini, hedeflerini ve nasıl gideceklerini çok açık ve net bir şekilde bildiklerinden, daima en ön safta yerlerini alıp beraberlerindeki ekiplere liderlik ederlerdi. Gelecek ve hedef çok açık ve netti.  Oysa günümüzde kimse gelecekte ne olacağını bilemiyor ve kestiremiyor. Küreselleşme, bilgi teknolojilerinin gerçekleştirdiği teknolojik devrim ve devamı esnek takım ve organizasyonlara sahip olma ihtiyacı, insanların değişen beklentileri günümüz liderlik kavramını ve özelliklerini toptan değiştirdiği gibi geleceği de belirsiz kılmakta. Bir zamanlar, şirket tepe yöneticilerine bile lider denmeye başlamıştı. Bir işin başında olmak lider olmaya yetiyordu. Oysa elindeki gücü, yetkiyi, otoriteyi kullanıp insanları yönlendirmek liderlik sayılmıyor artık.  21. yy liderliği asla pozisyona bağlı değil. Karmaşık ve yoğun bilgiden inovasyon çıkarabilmeyle ilgili. Geleceğin liderliği var olandan daha iyi bir yolu gösterebilmekle, bulmakla ve eyleme geçirmekle olacak. Organizasyonun toplam sorumluluğunu almasalar bile kişiler liderlik yapabilecekler. Bu durumda organizasyonların içinden birçok lider çıkabilecek. Başkalarının yaptığından çok farklı olan, yaratıcı, yeni yollar açan, farklı yönleri, fırsatları koklayanlar, ellerindeki bilgiye takla attıranlar lider olabilecekler. Rekabet savaşının en sıcak yerinden, pazardan ve yeni ürünün çıktığı yerden çıkacak yeni liderler. Güç ilişkileri de değişecek. ‘Yönetmeden yöneten liderler’ devri başlayacak. Gidilecek yol, liderle birlikte hep beraber keşfedilecek. Bilinmezlik ve karmaşa liderlerin katılımcı olmasını da şart koşacak.  Bence bu yeni kavrama ‘liderlik’ demek de ne derece doğru acaba? O da ayrı.Bu arada gelecek köpek balıklarının, piranaların sonunu da getirecek. Yaptıkları işe inancı olan, tutkuyla bağlı, alçak gönüllü, adil, dürüst, gerçeği söyleyen, sosyal adaleti teşvik eden, algısı güçlü, dinlemesini bilen, orijinal sesler üretebilen, iyi ve akıllı insanların dönemi başlayacak. İster lider olsun, ister olmasın sadece gelecekte değil, günümüzde de ne kadar çok ihtiyacımız var değil mi böyle insanlara? Bugünün liderlerine dikkatine… (Pembe CANDANER – 19.10.2008) 

Kaynak: http://www.isteinsan.com.tr/yazarlar/pembe_candaner/liderlik_ama_nasil.html

ileSelim YAZICI

Nasıl bir lidersiniz?

image

Uluslararası Danışmanlık şirketi Mind Gym, cesur liderlerin yedi temel özelliğini saptadı. Peki siz nasıl bir lidersiniz? 10 dakikanızı ayırarak kendi ‘liderlik haritanızı’ çıkartın.

Giderek etkisini artıran global kriz nedeniyle liderler adeta mercek altına alınmış durumda. Şu anda içinde bulunduğumuz ortamın bir benzeri 1930’lı yıllarda yaşanmıştı. Kimilerine göre bugünün krizi, 1930’larınkinden bile daha derin ve tehlikeli. Bu yüzden de bugünün liderlerinin hiçbiri, bu ölçekte bir krizi yönetmek konusunda tecrübeli değil.

Hal böyle olunca da her yaştan, farklı kondisyon seviyelerindeki koşucuların eşit şansa sahip olduğu bir maratonun henüz başında gibiyiz. Her seviyede, yaşta, pozisyonda liderin; yeteneklerini, vizyonunu, yetkinlikleri ‘konuşturma’da eşit şansı var. Bu yüzden de dünyanın gözü, haklı olarak liderlerin üstünde. En ufak aksiliğin faturası da, en önemsiz başarının övgüsü de liderlerin hanesine yazılacağı bir dönemden geçiyoruz. Hem siyasetin hem ekonominin hem iş dünyasının hem de sosyal ve sivil ihtiyaçların liderleri yeniden belirlenecek.

Bu yüzden de “kriz yönetimi”, “krizden çıkış” yine mikro ve makro düzeydeki liderlerin performansına bağlı. İngiltere ve Amerika’nın önemli danışmanlık şirketlerinden Mind Gym, zor zamanlardaki performanslara, dönüştürücü liderlik örneklerine ve psikoloji biliminin son dönem araştırmalarına dayanarak cesur liderlerin yedi temel özelliğini saptadı:

1. Orijinallik: İçinde bulunduğunuz durumu kendi bakış açınız ve algılayışınızla doğru ve içten bir biçimde anlatabilmek.
2. Umut: Geleceğe bakarak doğru bir resim çizmek ve içinde barındırdığı olumlu noktaları saptayabilmek.
3. Israrcılık: Her türlü engele rağmen başladığınız işi bitirebilmek.
4. Cesaret: İçinizdeki endişe ve korkulara rağmen yapılması gerekeni gerçekleştirme gücü.
5. Canlılık: İlgili, heyecanlı, şevk sahibi bir ruh hali.  
6. Merak: Zorlu engellere, orijinal ve yetkin çözümler üretebilmek.
7. Alçak gönüllülük: İnsanın kendi güçlü ve zayıf yönlerini dürüstlükle görebilmesi. Araştırmalar gösteriyor ki bir CEO’nun şöhreti ne kadar yüksekse iş performansı o kadar düşük oluyor.

SİZE EN ÇOK UYAN SEÇENEĞİ İŞARETLEYİN
Siz de, dünyayı geleceğe taşıyacak makro ve mikro liderlerden biri olarak bu yedi yetkinlik açısından kendinizi değerlendirebilirsiniz. 10 dakikanızı ayırarak cevaplayacağınız sorular, güçlü ve zayıf yönlerinizin farkına varmanızı sağlayacak.
 
Şunla gurur duyarım:
A. Kim ve ne olduğumu abartmamakla
B. Projelerimi sonlandırmakla

Karşılaşılan zorluklarda şuna ihtiyaç vardır:
C.
Birinin yol göstermesine
D. Farklı bir perspektife

Şunla tanınırım
E.
Başarılabileceğini düşündüğüm büyük hedefler koymakla
F. Diğerleri kaybettiğinde serin kanlılığımı korumamla

Benimle çalışanlar şundan keyif alıyor gözüküyorlar
G. Çabalarının altını çizmemden
A. Açık sözlülüğümden

Genelde şuna eğilimliyimdir
B.
Başladığım şeyi bitirmeye
C. Fikrimi söylemeye

Bir lider olarak
D. Becerikliyimdir
E. İleriyi düşünürüm

Şu özelliğimle tanınırım
F. Heyecanımla
G. Diğerlerine projeksiyon vermemle

Müzakerelerimin ana özelliği şudur
A. Güven
C. Cesaret

Ben
B.
Çalışkanım
D. Yenilikçiyim

Şundan sakınırım
C.
Riskler yüksekken çekingen davranmak
E. Hataların üzerinde durmak

Şunla tanınırım
D.
Normlardan sakınmak
F. Kalkıp gitmek

Şu konuda marifetliyim
A. Hedefe doğru yol almak
D. Farklı fikir fırtınaları yapmak

Başarılarım çoğunlukla ….. kaynaklanır
B.
Ne kadar zor olursa olsun doğru yol almaktan
E. Pembe düşünmekten

Şunla tanınırım
C. Problemin sadece adını koyarım
F. Kriz anında sakin dururum

Şundan sakınırım
D. Gelenekçi çizgide düşünmekten
G. Başarılarımla övünmekten

Diğerleriyle uğraşırken şuna özen gösteririm
A.
Samimi olmaya
E. Cesaret verici olmaya

Ben
B.
Kararlıyım
F. Dinamiğim

Birlikte çalıştığım insanlar benden şunu bekler
C.
Sonuçları değecekse büyük riskler almamı
G. Grup işinde payıma düşeni almamı

Nadiren
A
. Kurnazım
F. Yorgun hissederim

Şuna eğilimliyimdir
B.
İhtiyacım olduğunda dayanma gücümü toparlamaya
G. Herkesin katkısını hatırlamaya

İş yaklaşımımı en iyi şu tanımlar:
E.
İnatçı
G. Kapsayıcı

Sonuçlar:
En çok ve en az hangi harfleri işaretlediğinize bakın. ‘En çok’ olan güçlü yönünüze, ‘en az’ olan zayıf tarafınıza işaret eder:

A – GÜVENİLİRLİK
B – ISRARCILIK
C – CESARET
D – MERAK
E – UMUT
F – YAŞAM GÜCÜ
G – ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK

Sonuçlar:
Bir lider olarak yüksek skorsizin için ne ifade ediyor?

– Eğer en büyük gücünüz GÜVENİLİRLİKSE gerçeklerden çekinecek bir kişi değilsiniz. Gerçekten inandığınız, düşündüğünüz ve hissettiğiniz şeyi, bunun doğru karşılanmayacağını bilseniz dahi ifade etme cesaretiniz var. Sonuç olarak diğerleri sizi sorumluluk sahibi, davranışlarını inandığı gibi düzenleyen bir lider olarak görür. Çünkü siz, ne söylerseniz onu yaparsınız. Diğerleri de bu yüzden değerlerinizin samimiyetine inanır ve sizi, ‘yolundan gitmeye değer’ bir lider olarak kabul eder.

– Eğer ISRAR en büyük gücünüzse başladığınız şeyi bitirirsiniz. Zor projelerin altına elinizi koyacak ve onları sonuçlandıracak gücünüz vardır. İnsanlar, ne söylüyorsanız onu hatta bazen daha da fazlasını yapacağınıza inanırlar. Ama asla daha azını yapacağınızı aklılarına getirmezler. Zorluklar, güçlükler ya da cesaret kırıcı şeylerle karşılaştığınız da asla sendelemezsiniz. Diğerleri de sizin gücünüzden cesaret alır. Çünkü ısrarcı tutumunuz sizi başarıya götürecektir. Lideri olduğunuz kişiler de sizinle çalışmanın sonuçlarına güvenecekler ve size sıkı sıkıya bağlı olacaklardır.

– Eğer CESARET en büyük gücünüzse, meydan okumaktan, riskten ve zorluklardan asla kaçmazsınız. Te
hlikeli durumlardan sizi uzak tutan bir içgüdünüz vardır ve bu sayede doğru adımları daha iyi tespit edebilirsiniz. İnsanlar özellikle riskin yüksek olduğu durumlarda lider olarak cesaretinize güvenirler. Eğer tehlikeyi göze almazsanız hiçbir şey kazanamazsınız. Bu, korku rüzgarında “tedbiri elden bırakmak” demek değildir. Öncelikle tehlikeleri ve bunlarla başa çıkabileceğinizi görür sonra da korkulara rağmen harekete geçecek güveni kendinizde hissedersiniz.

– Eğer MERAK en büyük gücünüzse roman yazmakta, şaşırtıcı ve sıra dışı fikirler üretmekte başarılısınız demektir. Yeni fırsatlar yaratmak ya da zor problemlerle baş başa kalmak gibi durumlarda, insanlar sizin düşünce gücünüze itibar eder. Belirsizliklerin olduğu yerde pek çok şeye açıksınızdır. Takımınızdakilere geniş bir alan yaratırsınız farklı yaklaşımlara, bakış açılarına ve metotlara izin verirsiniz. Tecrübe ve bilgiye olan arzunuz size hep yeni olanın peşinden gitme gücü verecektir. Bir lider olarak “imkansız” diye bir şeyin olmadığı, heyecanlı ve dinamik bir ortam yaratırsınız.

– Eğer UMUT en büyük gücünüzse, geleceğe olumlu bakarsınız ve arzuladıklarınızın gerçekleşmesinde yapıcı bir tutum sergilersiniz. Hedeflerinizi gerçekleştirmek için çalıştığınız ortam neşelidir çünkü nihayetinde başarılı olacağınızı bilirsiniz. Bazı zamanlarda yolunuzu şaşırsanız bile bir sonraki fırsata odaklanır ve daha iyisini planlamaya çalışırsınız. Bir lider olarak diğerleri cesaretinizi fark edecektir. Gerçekleştirebileceğinize inandığınız hedefler koyduğunuz için takımınızı da zafere ulaşmak üzere kurarsınız. Ulaştığınız her bir hedef, geleceğe daha çok güvenmenizi sağlayacaktır.

– Eğer YAŞAM GÜCÜ en büyük gücünüzse çok iyi bir enerjiniz vardır ve nadiren temponuz düşer. Bu durumda sizi gerçekten kimse rahatsız edemez ve kendinizi bir koşuşturmacada hissetmezsiniz. Ne yapılması gerekiyorsa yapmaya hazırsınızdır. Elinizdeki işe sadık kalır ve bütün dikkatinizi ona yoğunlaştırırsınız. Bir lider olarak insanlar sizi sabırlı, dikkatli, üretken ve hoş bulurlar. Başkalarıyla iletişim kurarken insanlar konuşmaya tamamıyla kendinizi verdiğinizden emin olurlar. Düşünceleriniz ya da kaygılarınızı dile getirirken dikkatiniz dağılmaz. Enerjiniz bulaşıcıdır. İnsanlar etrafınızda bulunmaktan keyif alırlar.

– Eğer en büyük gücünüz ALÇAKGÖNLLÜLÜĞÜNÜZSE kendisine odaklanmış bir kişi değilsiniz. Ne başarılarınızı ne de zayıflığınızı büyütürsünüz. Yeteneklerinizi de, başarılarınızı da belli bir perspektifte tutmaya özen gösterirsiniz. Bilgi eksikliği, yetersizlik ve yanlışlarınızla yüzleşmekten kaçmazsınız. Yeni fikirlere, karşıt düşüncelere ve nasihate açık bir kişi olarak takımınızdan maksimum verim alırsınız. Sizinle çalışanlar doğruya ulaşma yolunda, ortak çalışmanın önemini hissedecekler ve katkılarının değer gördüğünü bileceklerdir.

En düşük skorlarınız

Bir lider olarak düşük skor sizin için ne ifade ediyor?

– Eğer GÜVENİLİRLİK düşükse, bazı zor gerçekleri anlatmakta problem yaşayabilirsiniz. Gerçekten doğru olduğuna inandığınız, güvendiğiniz ve doğru olduğunu hissettiğiniz şeyleri ifade etmede yeteri kadar özgür hissedemezsiniz. Sonuç olarak gerçekten doğru olduğuna inandığınız davranışları yansıtacak mesajlar veremeyebilirsiniz. İlacı içmek için bir şeker kaşığı yeterliyken, eğer sonuç mesajınızla uyumlu değilse ağızda acı bir tat bırakabilir.

– Eğer ISRARINIZ düşükse, bir işe başlamakta sıkıntı yaşarsınız. Kendinizi hep başka şeylerle uğraşırken ya da başka ilginç şeylerin peşinden koşarken bulursunuz. Engeller ve zorluklarla karşılaştığınızda rüzgar bazen sizden tarafa esmez. Bu her zaman kötü bir şey değildir. Israrcı olmak bazen zaman, çaba ve kaynak kaybına da sebep olabilir. Ancak birkaç büyük projede ciddi bir yol kat edebilirsiniz. Bazı şeyleri görerek başarı ihtimalinizi yükseltirsiniz.

– Eğer CESARETiniz düşükse, tehlikeli ve riskli durumlarda muhafazakar bir tutum sergilersiniz. Tehlikeden kaçınma içgüdünüz baskındır ve bu bazen diğer eylem planlarını değerlendirme yetinize galip gelir. Korku ve cesaret yolunda dikkati bir tarafa bırakmak çoğunlukla bir işe yaramaz. Ama bazen korkuya rağmen harekete geçmeye değer. Cesaret olmadan hiçbir şey başarılamaz.

– Eğer MERAKINIZ düşükse çoğunlukla denenmiş ve test edilmiş metotlara bağlı olursunuz. Bir öncekini tercih ederek aslında bugünle baş ederken geçmişten akıl alma yolunu tercih etmiş olursunuz. Bazen belirsizlikler cesaretinizi kırar ve net durumlarla ilgilenmek kendinizi iyi hissettirir. Bazıları ürettikleri yeni fikirlerin fantastik ortamında gezinirken siz hep ayağınızı yere basarsınız: Bu gerçekçi midir? Bunun maliyeti nedir? Bu ne kadar sürer? Bu çok önemli bir rolken öte yandan da hayal dünyanızı serbest bırakmanın ve girişimci yönlerinizi keşfetmenin faydasını görebilirsiniz.

– Eğer UMUDUNUZ düşükse zaman zaman gelecek hakkında kaygılanırsınız. Daha gerçekçi bir bakış yakalamaya çalışırken kendinizi öngörülemeyen problemlerden uzak tutmayı hedefleyebilirsiniz. Daha uzun vadeli net hedefler yaratmak yerine daha esneksiniz ve değişen durumlara adapte olabiliyorsunuz. İnsanlar sizi plan ve projelerdeki muhtemel tuzakları tespit etmede yetkin görüyorlar. Aynı zamanda en iyisini ummak da çok değerlidir. Başarıya inandığınız zaman çabanızı ve ısrarınızı arttırırsınız.

– Eğer YAŞAM GÜCÜNÜZ düşükse, boşa yol aldığınızı düşünüp çoğunlukla kendinizi sinirli, endişeli ve gergin hissedersiniz. Talepler yüksek olduğunda geriliminiz artar, kaçınılmaz olarak enerjiniz düşer ve negatif bir moda geçersiniz. Liderlik ettiğiniz takım bazen çok sabırsız olduğunuzu düşünür. Zaman üzerinizde baskı yaratır, daha çok enerjinizi alır ve kendinizi tükenmiş olarak hissedersiniz. Sonuç olarak yaptığınız şeyin bir faydasını görene kadar durmayacağınızı hissedebilirsiniz ki bu stresin panzehiridir.

-Eğer ALÇAKGÖNÜLLÜĞÜNÜZ düşükse çoğunlukla spotların altında gibisinizdir. Yetenekleriniz ve başarılarınızla gururlanırsınız ve bazen hatalarınızı, sınırlarınızı ve bilgi eksikliğinizi kabul etmezsiniz. Sonuç olarak bazen yapacaklarınızı üstünde sözler verirsiniz. Bir lider olarak dümeni sıkı sıkı tutarsınız. Bazıları tavsiyeye, yeni fikirlere ve karşıt düşüncelere dirençli olduğunuzu düşünebilir. Bu genişliğinizin gölgesi de büyük olur. Hatta liderlik ettikleriniz katkılarının yeteri kadar değer görmediğini düşünebilirler.

Kaynak: http://www.isteinsan.com.tr/yonetim/nasil_bir_lidersiniz.html

ileSelim YAZICI

Temel ‘işgüdü’nüz kariyerinize yön veriyor

image

Zihinsel zekamız IQ ile duygusal zekamız EQ’yu birleştirme yeteneğini ifade eden XQ yani ‘işgüdü’, çalışma hayatını formüle ediyor…

İş yaşamı zor kararların alındığı, gerginlik yaratan çekişmelerin yaşandığı, zorlu savaşların verildiği bir dünya… Bütün bunlarla mücadele etmek için hem zekamızı hem de duygularımızı kullanmak, bütün alıcılarımızı açık tutmak zorundayız.

EQ duygusal anlamda ne kadar yetkin olduğumuzu, IQ ise beynimizin ne kadar çalıştığını ifade ediyor. Biri insanları ne kadar anladığımızın ölçütü, diğeri ise ne kadar akıllı olduğumuzun… Şimdi ise yeni bir kavram çıktı: XQ yani işgüdü. İşgüdü; bu ikisini birleştirebilme yeteneğinin adı.

İnsanlarda bir de işgüdü olduğunu ortaya atan kişiler ise üç iş düşünürü, Steve Smith, Mahan Khalsa ve Dave Marcum…

Ortaya koydukları ilkeler, iş dünyasını ilgilendiriyor gibi görünse de aslında herkesin yaşamın her alanında kullanabileceği başarı formüllerini içeriyor. İş hayatında bazı sert soruları daha yumaşatarak sorma, zorlu kararların sonunda sonuca ulaşma, iyi düşünebilme gibi konulardaki fikirlerinizi başkalaştıracak bir formül bu. Bu formülü uyguladıktan sonra kararlarınızı ve düşüncelerinizi önceden sınama imkanı yakalamış oluyorsunuz ve bu da ciddi bir değişim yaratıyor.

İşte size yalnızca çalışma yaşamında değil her alanda işinize yarayacak işgüdü formülü…

EGONU KAPIDA BIRAK

İş dünyası sert çekişmelerin yaşandığı gerilimli bir dünyadır. Bu yüzden “önüne çıkanı ez” gibi bir yaklaşımla hareket ederiz. Bu noktada karşımıza çıkan aslında ‘ego’dur. Çünkü ya o ilerleyecektir ya da siz. Tabii ki bu ilerleyen siz olmalısınız. Bir tercih söz konusu. Ego kendine güven gibi algılanır. Aslında tam tersi güvensizlik ve kibirdir. Ego eğer kendinizini farkında değilseniz, güçlü yeteneklerinizi zaafa dönüştürüp sizi başarısızlığa sürükleyebilir. Mesela eli çabukluk aşırı telaşa, kendine güven kusursuzluk duygusuna ya da uyanıklık dar odaklılığa ve tüm bunlar sonunda şişman bir egoya dönüşebiliyor.

Birisiyle ilk tanıştığınızda ona güvenemeyeceğinizi hissetmiş olabilirsiniz. Ancak aynı kişi de size karşı güvensizlik hissetmiş olabilir. Önerilere açık olup olmadığınız, savunmacı ya da kibirli olup olmadığınız anlaşılır. Beyinde ego çanları çalmaya başlar. Kişinin egosuna teslim olup olmadığı verdiği işaretlerden anlaşılır. Süper zekasını herkesin görmesini istiyor, devamlı onay arıyor ve savunmacı bir halde ise çanlar çalıyor demektir. Bu duruma düşen siz de olabilirsiniz. Eğer durum böyle ise gidişat hiç de iyi değil demektir. Çünkü parlak ve süper zekanızı herkese gösterirken inanılırlığınızı yitirirsiniz. İnsanlar sizin göstermeye çalıştığınızı değil kibrinizi görür. Harika fikirlerinize değil gösterinize takılırlar. Fikirleriniz bir kenara itilir. Çok dahice olsalar bile…

İşgüdü her bireyin düşüncesindeki eksiklikleri gidermek için dürüst, açık bir diyalog gerektirir. Doğru düzgün diyalogu kesen şey de egodur. Mutlaka egonun yerleşemeyeceği bir ortam yaratmalısınız.

Egonun tedavisi tevazudur. Tevazu zayıflık değil, güçlü bir niteliktir. Karşınızdaki insanın fikirlerine tartışma havası yaratacak mimiklerle tepki vermeyin. İletişim dilinizi mutlaka değiştirin. İşe girerken egonuzu dışarıda bırakın…

MERAK YARAT

Dünya üzerindeki gelmiş geçmiş en yüksek performanslı insanların tek ortak özelliği meraktır. Bir önceki toplantıdan aldığınız dersle her toplantıya artık tevazunuzu takınmış bir şekilde girmelisiniz. Soru sormadan yanıtlara göz atmayın. Önce bilmediklerinizi öğrenin. Bilgi ve deneyiminize yeni ek bilgiler için kafanızda yer açmaya çalışın. Bir konu hakkında önceden bir şeye inanmak verimsiz bir şeydir. Bunu zihinsel bir gardırop gibi düşünün. İnsan sürekli inançlarıyla örtüşen şeyleri arar. Zihinsel yapısına uygun şeyleri satın alır. Kuralların değiştiği ve her gün manzaranın başka bir görünüm aldığı iş dünyasında merakınızı serbest bırakmak ve yeni şeyler denemek, öğrenmek zorundasınız…  “Bu işi yıllardan beri yapıyorum, bunlar işe yarar bunlar yaramaz. Ne yapalım bu iş böyle yürüyor…” gibi kendi deneyiminiz dışında olan her şeyi reddetme fikrinden vazgeçin. Deneyimler kuşkusuz önemlidir ama güncellemek koşuluyla…

İşte merak bu noktada devreye girer. Bildiklerinizi taze ve çevreyle uyumlu tutmanızı sağlar. İş yerinde yöneticinin ilk konuşması, herkesin onun düşünme çizgisini takip etmesine neden olur. Oysa merakı ortaya çıkarmak için herkese eşit ölçüde açık bir oyun sahası yaratmak ve ortaya atılan fikre körü körüne itaat edenlerin ödüllendirilmemesi gerekir. Eğer bunun aksi bir işleyiş içinde çalışıyorsanız ve dolayısıyla merakınızı yitirdiyseniz yapmanız gereken yaptığınızişlerin döngüsünü değiştirmektir. Farklı bir şeyler deneyin; işe başka bir yoldan gidin, kahvaltıda farklı şeyler yiyin. İşgüdü formülünün önerisi: Omzunuzun üstüne bir cırcır böceği oturtun. Bu cırcır böceğinin durmadan kulağınıza “Ya böyle olursa? Bunun nedeni nedir? Diğer seçenekler neler?… “ gibi sorular fısıldadığını düşünün.

SARI IŞIKTA YAVAŞLA

Tüm iş dünyası inanılmaz bir ‘hız’la yoluna devam ediyor. Ancak işgüdü yavaşlamanızı öneriyor. Yönetim çalışandan daima daha hızlı olmasını ister. Ancak bu hız başarısızlık riskini de taşıyabilir. Sakin bir şekilde durduğunuz zaman beyninize daha çok kan gider ve daha doğru kararlar verirsiniz. Bu bilim tarafından kabul gören bir gerçektir. İşgüdü ile düşünme metodu “yapıver gitsin” zihniyetinden uzak durmanızı öneriyor. Bir çözüme ulaşmanıza ramak kalmışken, bir çözüm üretmenin heyecanıyla, bir an önce uygulamaya geçmek isteyebilirsiniz. Ya da iş dünyasında herkesin yaptığı gibi, kendinizi ilgilendiren bir şey duyduğunuzda, sorun çıkacağını anladığınızda en korktuğunuz şey başınıza gelmesin diye daha çok hızlanırsınız. Kırmıza ışığa yakalanmamak için, gaza basarsınız.

Oysa kırmıza ışığa yakalanmanız kaçınılmaz ise ne kadar çabuk olursanız olun, yakalanırsınız. İnsanlar zihinsel olarak bunu bilir ama duygusal olarak direnirler. İşgüdüyle davranmak istiyorsanız yapmanız gereken, sarı ışığı gördüğünüzde bunu görmezden gelmek, bunu çevrenizden biri yapıyorsa doğru bir biçimde durumu ifade etmek olacaktır. İnsanlar size verdikleri sinyallerle konuşmanın ya da porjenin bir sarı ışığa geldiğini göstereceklerdir. Bunu göz ardı etmeyin ve en önemlisi “Bir sorunuzu olduğunu sanıyorum” demekten kaçınmayın.

ÇÖZÜMÜ ÖTELE

İş dünyası her şeyi hemen sahip olmak isteyen insanlarla doludur. Gerçek çözüm çok daha yüksek bir getiri olsa bile dürtülerine direnemezler. Öylesine telaşlı bir çözüm arayışı içindedirler ki, daha iyi bir çözüm için durup düşünmek yerine önlerinde duran şeyi bir an önce ağızlarına atmaya çalışırlar. İşgüdümüz bu noktada şunu söylemeli: Acele etme!

Bir çözüm önerisi duyduğunuzda saygı gösterin. Aklınızın bir köşesinde dursun. Daha iyi bir öneriyi görene kadar kendinizi tutun. Bazen insanlar çözümü ötelemek istemezler. Düşündüklerine saplanıp kalırlar.

İşgüdülü düşünme, çözümü ötelemen
in zor ama daha büyük başarı getirdiğini söylüyor. Karşınızda “Biz kararı verdik, bizimle misin?” dendiğinde, yeni fikirleri işin içine katmaya çalışın. Toplantı esnasında onay verilen tepkilerin ardından mutlaka yeni sorular yöneltin.

Kaynak: http://www.isteinsan.com.tr/kisiselgelisim/temel_icgudunuz_kariyerinize_yon_veriyor.html

ileSelim YAZICI

Beyninizin hangi tarafını kullanıyorsunuz ?

image

Beyninizin sağını mı, solunu mu kullanıyorsunuz? Bir başka deyişle, sezgisel, duygusal, ayrıntılara önem veren biri misiniz, yoksa analitik, mantıklı, aktif ve kazanç odaklı mısınız?

Eğitim sistemleri, kalıplar ve iş dünyası, insanların daha çok sol loblarını kullanmalarını sağlıyor. Yıllarca insanların düşünce kapasitelerini ölçen IQ’ya son yıllarda en az onun kadar önemli duygusal zeka (EQ) kavramı da eklendi. EQ sağ beyni kullanma kapasitemizin en az sol kadar önemli olduğunu ortaya koydu.

IQ ve EQ arasındaki en önemli farklardan birisi, IQ’nuza 7 yaşından sonra yapabileceğiniz hiçbir şeyin olmaması. Ancak sağ beyin kapasitenizi her zaman istediğiniz kadar geliştirebilirsiniz.

Aşağıdaki test, düşünce ve hafıza konusunda dünyanın en önde gelen iki ismi Tony Buzan ve Michael J. Gelb’in görüşleri doğrultusunda hazırlandı. Dahilerin düşünce şekillerinin günlük hayata uygulanabilirliğini sorgulayan iki uzmana göre ‘önemli olan beynin her iki lobunu da etkili kullanabilmek.’

Test bireylerin hali hazırda beyinlerinin hangi bölümlerini daha aktif kullandıklarını saptamaya yarıyor. Her iki lobu da aktif kullanmaları halinde çok daha etkili bir yaşam tarzı sürdürebilmeleri konusunda önemli bir farkındalık sağlıyor.   

TEST:
 
NASIL DÜŞÜNÜYORSUNUZ

Aşağıdaki sorularda a ve b şıklarının toplam puan değeri 5. Bu puanın tamamını bir şıkka verebilir ya da şıklar arasında dağıtım yapabilirsiniz. Yani a: 0 – b:5, a:1 – b: 4, a: 2 – b: 3 vb. Unutmayın! Her soruda 5 puanın tamamını şıklar arasında dağıtacaksınız. 20 soruyu yanıtladıktan sonra a ve b şıklarına verdiğiniz puanları toplayın. Çıkan sonuç sizin sağ ve sol beyninizi hangi oranlarda kullandığınızı ortaya çıkaracak.

1.Ayrıntılı bir düzenleme sisteminiz ve her şey için bir yeriniz var mıdır?
a.Evet
b.Hayır

2.Sınavlarda hangi soru tipini tercih edersiniz/ederdiniz?
a.Doğru / yanlış, çoktan seçmeli, eşleme gibi yorum gerektirmeyen soruları
b.Ucu açık yorum sorularını

3.Bir dans figürü öğrenirken, hangisi öğrenmenizi kolaylaştırır?
a.Öğreteni taklit edip müziğin ritmini hissetmek
b.Figürü adım adım öğrenip uygulamak

4.Bir tiyatro salonu, amfi ya da sınıfa oditoryuma girdiğinizde (başka etkileyen unsurlar olmadığını varsayarsak) hangi tarafa oturmayı tercih edersiniz?
a.Sağ
b.Sol

5.Sık sık önsezileriniz olur mu?
a.Evet
b.Hayır

6.Önsezilerinizi dinler misiniz?
a.Evet
b.Hayır

7.Mobilyalarınızın yerlerini yılda bir kaç kez değiştirir misiniz yoksa aynı düzende kalmalarını mı tercih edersiniz?
a.Değiştirmem
b.Değiştiririm

8.Saatiniz olmadan ne kadar süre geçtiğini tahmin edebilir misiniz?
a.Evet
b.Hayır

9.Kıyaslayacak olursak, hangisini daha kolay anlarsınız?
a.Cebir
b.Geometri

10.Hangisini daha kolay hatırlarsınız?
a.İsimler
b.Yüzler

11.Birisi sizden “Okul” kavramını anlatmanızı istese, duygularınızı çizerek mi yazarak mı ifade etmeyi yeğlersiniz?
a.Çizerek
b.Yazarak

12.Birisi sizinle konuşurken, neye dikkat edersiniz?
a.Sözcük anlamı (söylenen)
b.Vurgu ve duygular (nasıl söylendiği)

13.Konuşurken, ellerinizi ne kadar kullanırsınız?
a.Çok az kullanırım
b.Sürekli kullanırım

14.Masanız / çalışma alanınız;
a.Düzenlidir
b.Gerekebilecek malzemelerle dolu ve kalabalıktır

15.Hangisini okumak size kolay gelir?
a.Ana fikirler
b.Belirgin detaylar

16.Hangisinde daha iyi düşünürsünüz?
a.Otururken
b.Hareket halindeyken

17.Hangi tarz şeyleri söylemek size kendinizi daha rahat hissettirir?
a.Esprili şeyler
b.Mantıklı şeyler

18.Matematikte;
a.Sonuca nasıl ulaştığınızı açıklayabilirsiniz.
b.Sonuca ulaşırsınız ama nasıl olduğunu açıklayamazsınız.

19.Çocuklarla vakit geçirmek ;
a.Sorumluluktur
b.Keyiftir

20.Not tutarken;
a.Birden fazla renkte kalem kullanırım
b.Genellikle tek kalem kullanırım

HESAP CETVELİ

(0-5 arasında verdiğiniz puanları “a” ve “b” şıklarının yanına yazın. 5 puanı “a” ve “b” şıkkı arasında paylaştırmanız gerekiyor. Test bitince sütunları toplayın ve beyninizin ne tarafını daha fazla kullandığınızı görün)

  Sol Sağ
1. a b
2. a b
3. b a
4. a b
5. b a
6. b a
7. a b
8. b a
9. a b
10. a b
11. b a
12. a b
13. a b
14. a b
15. b a
16. a b
17. b a
18. a b
19. a b
20. b a

BEYNİN İKİ TARAFI NELERİ TEMSİL EDİYOR

Sol Beyin Sağ Beyin
Pozitif Sezgisel
Analitik İhtiyari
Doğrusal İçsel
Kesin Duygusal
Sıralı Şakacı
Sözel Sözel değil
Somut Ayrıntıcı
Mantıklı Görsel-resimsel
Aktif Sembolik
Kzanç odaklı Artistik
Dikkatli Fiziksel
Kusursuz Hareketleri uyumlu
Sistematik Çocuksu
Yazılı harf-rakam Eleştirel değil

Sol lobu baskın olanlar sağ lobu çalıştırmak için ne yapmalı

•Görselleşmeli, hayal kurmalı
•Örneklere bakmalı
•Karşıtları incelemeli
•Vücut dilini ve ses tonunu kullanmalı
•Çocuğun sağ beynine mesaj vermeli
•Empatik olmalı
•Vücudunu hareketlendirmeli

Sağ lobu baskın olanlar sol lobu çalıştırmak için ne yapmalı

•Notlar almalı, yazmalı
•Organize olmalı, önceliklerini belirlemeli
•Fikirleri değerlendirmeli, hedefleri belirlemeli
•Vücut dilini ve ses tonunu kontrol etmeli
•Daha mantıklı olmalı
•Karşılaştırmalı, eleştirmeli
•Sorgulayıcı olmalı, gözden geçirmeli

(*) Test, düşünce ve hafıza konusunda dünyanın en önde gelen iki ismi Tony Buzan ve Michael J. Gelb’in görüşleri doğrultusunda, Management Centre Türkiye (MCT) Şirkete Özel Eğitim Çözümleri Danışmanı Kemal İslamoğlu tarafından geliştirilmiştir.

 

Kaynak: http://www.isteinsan.com.tr/kisisel
gelisim/beyninizin_hangi_tarafini_kullaniyorsunuz.html

ileSelim YAZICI

Aile şirketlerine üçüncü kuşak kıskacı

image 

Türkiye’de pek çok aile şirketi üçüncü kuşağa gelmeden yok oluyor. Ayakta kalanlar ise el değiştiriyor. Oysa kurucu patronlar, veliahtlar ve yönetim uzmanları, kuşaklar arası geçişin atlatılabileceğini söylüyor

“Türkiye’de şirketleri babalar kurar, oğullar yer, torunlar batırır.” İş dünyasının açık sözlü kişiliklerinden Nejat Eczacıbaşı’na ait olan bu tespit, yarım asırlık bir deneyime dayanıyor.

30-40 yıl önce kurulup bugünlere getirilen birçok şirketin, kurucularının yavaş yavaş yönetimden çekildiği bir dönemden geçiyoruz. Öyle ki sayısı bir milyon 720 bini bulan şirketlerin yüzde 95’ini aile şirketlerinin oluşturduğu ülkemizde, pek çok şirketin başında babalar değil oğulları oturmaya başladı.
Şirketlerin yaşamlarındaki en kritik evreler de işte bu tür geçiş dönemlerinde yaşanıyor. Sadece 10 şirketten biri üçüncü kuşağa devrediliyor. Koç, Sabancı, Doğuş, Eczacıbaşı gibi şirketler üçüncü kuşağın yönetiminde olan en başarılı şirketlerden.

Aile şirketinde geçiş dönemi neden kritiktir?
• İşi devreden aile büyüğüyle işi devralan aile ferdi arasında yaşanan kuşak çatışması
• Kardeşler veya kuzenler arasındaki rekabet
• Veliahdın kabul edilmemesi
• Bir sonraki kuşağa devir planlamasının iyi yapılmaması
• Ehil olmayan kişilerin yönetimde söz sahibi olması
• Aile ‘liderinin’ işi zamanında terk edememesi
• Yetenekli profesyonelleri aile şirketine çekmekte karşılaşılan zorluklar
• Ailenin kültürü ile profesyonel yönetim kültürü arasındaki çatışma
• Doğru ve işler bir ‘yönetsel’ yapı kurulamaması
• Aile şirketlerinin kurumsallaşmakta geç kalması

Dünyada aile şirketleri
Dünyanın en büyükleri Ford, Michelin, Ericsson, Peugeot, Loreal gibi şirketler de aile şirketleri. Endüstriyelleşmiş ülkelerdeki şirketlerin yüzde 75’i, Fortune 500’deki şirketlerin üçte biri, İtalya’daki en büyük 100 şirketin 43’ü, Fransa’daki en büyük 100 şirketin 26’sı, Almanya’daki en büyük 100 şirketin 17’si aile şirketi niteliğinde. Türkiye’de ise bu oran yüzde 9.

Patron inadı şirket batırıyor

Türkiye’de görülen tipik bir durum da birinci kuşak patronların bir türlü işten elini tam anlamıyla çekmek istememesi. Örneğin Teba’da Teoman Baygan, şirketi bir dönem iki kızının yönetimine bıraktı ancak şirket mali bir krizle baş başa kalınca tekrar yönetime geçti. Borusan Holding’in kurucusu Asım Kocabıyık da oğlu Ahmet Kocabıyık’a devretti ancak ipleri tamamen de elinden bırakmadığı biliniyor. Aynı şekilde Acarlar Topluluğu’nda da hala İsmet Acar her şeyi denetleyen ve onaylayan kişi konumunda.

İkinci kuşakta ömürleri bitiyor
Yard. Doç. Dr. Necdet Sağlam’ın hazırladığı raporda da görüldüğü üzere pek çok şirketin ömrü ortalama bir insan ömrünü dahi bulmuyor. ABD’de, ikinci kuşağa kadar yaşayabilen aile şirketlerinin, oranı yüzde 20’ yi geçmiyor ve hatta bu yüzde yirminin ise ancak yüzde 17’si üçüncü kuşağa kadar devam edebiliyor. Sonuçta, birinci kuşak tarafından kurulmuş olan 100 aile şirketinden sadece ve sadece 3.4 tanesi üçüncü kuşağa dek yaşamını sürdürebiliyor. İngiltere’de de aynı durum gözleniyor. İngiliz şirketlerinin sadece yüzde 3.3’ü üçüncü kuşağa devredilebiliyor. Türkiye’de ise üçüncü kuşağın yönetimine devredilen şirket oranı ise yüzde 10-15’ler arasında. Türkiye’deki şirketlerin ortalama ömrü ise 30-35 yıl.

DAĞILAN AİLE ŞİRKETLERİ

Uzan 2.kuşak
Has 2.kuşak
Cıngıllıoğlu 2.kuşak
Mermerci (Akfil Tekstil) 1-2.kuşak
Sultanahmet Köftecisi 2.kuşak
Komili 3.kuşak
Özgörkeyler 2.kuşak
Hattat 1-2.kuşak
Tatari 2.kuşak
Karaca 2.kuşak
Bezmen 3.kuşak
Sipahiler 2.kuşak
Vefa 4.kuşak
Simavi 2.kuşak
Üstünkaya 1-2.kuşak
Karacan 2.kuşak
Elginkan 2.kuşak
Çiftçiler 1-2.kuşak
Köllük (Boğaziçi İplik) 1-2.kuşak

BAŞARILI AİLE ŞİRKETLERİ

Koç 3.kuşak
Eczacıbaşı 3.kuşak
Doğuş 2.kuşak
Zorlu 2.kuşak
Vakko 2.kuşak
Sabancı 3.kuşak
Boyner 2-3.kuşak
Bodur 2.kuşak
Demirören 2.kuşak
Borusan 2.kuşak

 

UZMANLAR NE ÖNERİYOR?
•    Aile fertlerinin diğer çalışanlar kadar çalışmaları gerekir.

•    Küçük şirketler hariç bütün aile şirketlerinde bazı kilit noktalarda aileden olmayan profesyonellerin istihdam edilmesinde yarar var.

•    Sorunlar çok kötü hale gelmeden, yönetimdeki sorun ya aileden ya da profesyonel birine emanet edilmelidir

•    Profesyonel desteğin ikinci veya üçüncü kuşakta alınması şart. İş fazla büyümeden kurumsallaşmanın temelleri atılmalıdır.

•    İş ve görev tanımları yapılmalı ve yazılı kurallar haline dönüştürülmeli.

•    İşletme içi personel, satın alma, görev yetki vb. yönetmelikleri oluşturulmalı.

•    Yetki ve sorumlulukları dağıtarak profesyonel bir yönetim oluşturulmalı.

•    Aile bireylerini daha küçük yaştan itibaren mülkiyet ve gelecek kuşakların sorumluluğu konusunda yetiştirilmelidir.

•    Çalışanlarına adalet ve sadakat duygusu ile yaklaşılmalıdır.

•    Gücün kimde olduğu herkes tarafından görülebildiği için, kararlar hızlı verilmelidir.

 

Kaynak: http://www.isteinsan.com.tr/yonetim/aile_sirketlerine_ucuncu_kusak_kiskaci.html

ileSelim YAZICI

Etik ve Ekonomi

    Etik ve Ekonomi

       
    Nobel ödüllü ekonomi profesörü Amartya Sen’in Berkley Üniversitesi’nde verdiği ‘Etik ve Ekonomi’ konulu sempozyum notları Kurumsal Yönetim Derneği’nce yayımlandı. (Doğan Kitap).
    ‘İnsan nasıl yaşamalı?’
    Sokrates’ten bu yana iktisat ve siyasetin yanıt aradığı bu sorunun devamı niteliğindeki, ‘Bir insanın tek hedefi kendi refahını maksimize etmek midir?’ tartışması, kişisel çıkara dayalı davranışın sınırlarını çizen ‘etik’ kavramını öne çıkarmaktadır.
    Etik kodlamanın ilkeleri bellidir:
    ‘Dürüstlük,hesap verebilme ve saydamlık.’
    2001 kriziyle ekonomide yaşanan büyük çöküşün ardından siyaset,ticaret,medya dünyasında etik değerlerin yeniden inşası gerekiyor.Milyarlarca dolarlık batağın sorumlusu olanların hesap vermesi beklenirken bankacılık ve iletişim sektöründeki zincirleme yolsuzluk, ‘müjdeci çetesi’ aracılığıyla yargıya intikal etmektedir!
    Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Sabih Tansal, ‘Etik ve Ekonomi’ kitabına yazdığı sunuşta şunu vurguluyor:
    ‘Günümüzde modern iktisat geliştikçe,etik yaklaşımın öneminin azaldığını ve refah ekonomisinin etik değerlerden uzaklaştığını görmekteyiz.
    Ülkemizde iş ahlakı ve etik değerlere gereken önemin verilmediğini hergün karşımıza bir yenisi çıkan ve bir taraftan siyasi ve ekonomik yozlaşmaya sebep olurken diğer taraftan güvensizlik ve karamsarlık yaratan yolsuzluk olaylarını incelerken görmekteyiz.’
    Kitaba Aydın Doğan da ‘önsöz’ yazmış ve ‘etik’ kavramının 2000’li yıllarda uğradığı erozyonu anlatmış:
    ‘Dünyada büyük şirketlerin CEO’ları hesap oyunları ile şirketlerini dolandırdılar.Bizde de hepimiziz tanıdığı,gördüğü banka batakçıları ortaya çıktı.
    Amerika çok kısa sürede kanunlarını yeniden yapılandırdı,bu CEO’ları yargıladı,cezalandırdı,şirketler battı yada el değiştirdi ve kurumsal yönetişim bir sene içinde Amerikan iş dünyasının birincil önceliğ haline geldi.Bizde ise bu yolsuzluklara saplananların bazıları maalesef birer medya canavarı haline geldiler,hatta bazıları hukuk sistemimizin bazı boşluklarından yararlanarak ceza bile görmediler.
    Bugün yaptıkları yanlarına kar kalanlar,gelecek nesillere önemli olanın yalnızca sonuçta elde edilen başarı olduğunu,bu başarıya ulaşmak için her yolun mübah olduğu mesajını verecektir.Bunun sonunda da toplum olarak ahlak kurallarını hiçe sayma ve bu yolla elde edilenleri değer kabul etme riski ile karşı karşıya kalırız,sonuca giden yolda insan dahil her değeri ezip geçmenin anlayışla karşılandığı bir toplum.
    Unutmayalım ki bir toplumdaki gerçek çürüme,elde edilen sonuç,bu sonuca götüren yolu haklı çıkardığı zaman gerçekleşir.’
    Etiğe dönüş, ‘temiz toplum’un yolunu açacaktır.
    
  

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/2004/01/18/yazar/sazak.html

ileSelim YAZICI

Don Tapscott: 'Dijital dünyada yeni işbirliklerine hazır olun'

Dünyayı birbirine bağlayan ağ internet, iş dünyasını nasıl birbirine bağlıyor ve ne gibi avantajlar sağlıyor?

‘Wikinomics’ ve ‘Kitlesel İşbirliği’ kavramlarının yaratıcısı, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore’un ‘siber  guru’ olarak tanımladığı Don Tapscott, İstanbul’da bu sorunun yanıtını verecek.

Tapscott, Management Centre Türkiye’nin 6-7 Aralık günlerinde Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda 8.’sini düzenleyeceği Pazarlama Zirvesi’nin ana oturumlarından birinde konuşacak. Tapscott, internet ağındaki sıçramayla kitlesel işbirliğine dayanan yeni bir üretim modelinin önem kazandığını söylüyor.

Wikinomics kitabının tanıtımında “Medya mensupları bloglar, wikiler (kullanıcıların içeriklerini değiştirebildikleri web siteleri) gibi kişisel yayınlar kullanıyor. Çalışanlar, wiki çalışma ortamları yaratarak, organizasyonel sınırlar ötesinde işbirliği yaparak performanslarını artırıyor. Müşteriler, ürün ve hizmetlerin yaratılmasında yer alarak, profesyonel tüketiciler olmaya başladı. Tüm bu değişimler bizi bilgi, güç ve üretim yeteneğinin daha önce hiç olmadığı gibi yayılacağı, değer yaratmanın hızlı, akıcı ve ısrarla genelden ayırıcı nitelikte olacağı, sürekli iletişimde ve bağlantılı olanların hayatta kalacağı bir dünyaya doğru yönlendiriyor” ifadeleri yeralıyor.

New Paradigm adlı şirketiyle teknolojinin, üretkenlik, iş tasarımı, etkinlik ve rekabetçilik içindeki rolüne odaklı araştırmalar yapan,  müşterileri arasında dünyadakibirçok büyük şirketin üst düzey yöneticisi ve hükümet başkanları bulunan Don Tapscott konferans öncesi sorularımızı yanıtladı.

Wikinomics ve kitlesel işbirliği gibi iki tanım ortaya atıyorsunuz. Bu kavramlar nasıl oluştu?

Wikinomics, kurumsal yapı ve iş stratejisi üzerinde onlarca yıldır yaptığım işin mantıksal bir uzantısı. Paradigm Shift ve Digital Economy gibi kitaplarda, geleneksel kurumsal yapıda, artan şekilde kuvvetli bilgi ve iletişim teknolojilerinin nasıl yeni esnekliğe izin verdiğinden bahsettim.

1937 yılında Nobel adayı ekonomist Ronald Coase, kuruluşların neden var olduğu sorusunu yöneltti. Her şeyden öte pazar, arz ve talebi dengelemek, fiyatları tesis etmek ve sınırlı kaynaklardan maksimum faydayı alabilmek açısından teorik olarak en iyi mekanizmaydı. Öyleyse, neden tüm bireyler on binlerce diğer çalışanla birlikte şirketlerde bir araya toplanmak ve kurum sınırları içersindeki rekabette boğulmak yerine bireysel satıcılar ve alıcılar şeklinde davranmadı? Yanıt şu ki, çoğu kuruluş mümkün olabildiğince çok sayıda işlevi şirket içinde gerçekleştirmenin çok daha düşük maliyetli olduğu kanısına vardı.

Bugün durum farklı. İnternet üzerinde merkezlenen yeni bilgi ve iletişim teknolojileri işlem ve işbirliği maliyetlerini oldukça düşürüyor. Sonuçta, dikey entegre kuruluşlar, benim iş ağları adını verdiğim ortamlara odaklı çalışan firmalar içerisine serpiliyor.
“En iyi neyi yapıyorsanız ona odaklanın, bırakın diğerlerini partnerleriniz gerçekleştirsin” mantrası global ekonominin pek çok önde gelenine iyi şekilde hizmet ediyor. Geçmişte bir firma işlevlerini outsource edebilir ve haftalık yahut aylık durum raporları isteyebilirdi. Bugünkü durumda, firmalar network’lerini entegre ettiğinden 7 gün 24 saat durum raporlaması mevcut. Bir süreci yüklenmekten vazgeçmek yerine firmalar artık işbirliğine gidiyor.

Bunun firmalara katkısı nedir?

Yaygın, network şeklindeki IT’nin yükselişi, her alandaki firmaların farklılaştırılmış değer ve daha düşük maliyetli yapılar yaratmasına olanak tanıyan yeni iş stratejileri ve tasarımlarına izin veriyor ve bu sayede rekabet avantajı sağlanıyor. Bu tip kuruluşlar kaynakları yönetiyor, değer yaratıyor ve gelenekçi firmalardan oldukça farklı şekilde rekabet ediyor. Aynı zamanda kendi alanlarında ve hatta rekabet kurallarında mühim değişiklikler yaratıyorlar. Araştırmalar ve deneyimler gösteriyor ki bu değişikliklerin farkına varanlar pazarlarında hızlı avantaj elde edecek ve sürdürülebilir işler inşa edecek.

Bu anlattıklarınıza iş dünyasından bir örnek verebilir misiniz?

Tasavvur edebileceğiniz en karmaşık ürünü düşünün, örneğin yeni nesil bir jumbo jet. Tedarik zinciri için bir spesifikasyon yaratmaktansa Boeing, yeni bir kitlesel işbirliği formunda, tüm dünyadan binlerce partnerle birlikte 787 Dreamliner’ı yeniledi. Boeing, motor, uçak gövdesi, iç dizayn, elektronik ve eğlence sistemleri gibi uçağın önemsiz olmayan kısımlarını dizayn ve imal eden, tedarikçi değil de partner şeklindeki firmaları gözlemliyor. Eski tarz bir tedarik zincirine ağır bir spesifikasyon sevki yerine Boeing, yeni uçağı bununla birlikte yenileştiren global bir ekosistem inşa etti.

Wikinomics yeni bir paradigma sunuyor mu?

Evet… Wikinomics firmalar hakkında geleneksel şekilde yapmış olduğumuz hemen hemen tüm temel varsayımlara kafa tutuyor. Wikinomics yönetimin hemen her yaklaşımını etkileyen yenilik ve değer yaratma kabiliyetini firmalar ve toplumların nasıl donandığı üzerinde temel bir değişikliktir. Yeni bir tarziş doğuyor; dünyaya kapılarını açan, herkesle -özellikle müşterilerle- birlik halinde yenilik yapan, önceden yakın şekilde korunan kaynakları paylaşan ve çokuluslu değil de gerçekten küresel yeni bir firma şeklinde davranan. İnternetin sayesinde firmalar ürün ve hizmetlerini tamamen yeni şekillerde idrak etmeye, tasarlamaya, geliştirmeye ve dağıtmaya başlıyor. Kurum sınırlarınız içerisinde en iyi ve en ümit vereni geliştirmek, cezbetmek ve tutmak zorunda olduğunuza dair inanış artık demode oldu. İşbirliği maliyetlerini oldukça düşüren yeni teknolojilerle firmalar, artan şekilde fikirler, yenilikler ve engin küresel yetenek havuzundan eşsiz kalifiye beyinleri elde edebilir.

İstanbul’da neler üzerinde duracaksınız?

Konuşmam Wikinomics’in gücü ve potansiyeline, içinde yer aldıkları sektörden ve sattıkları üründen bağımsız olarak kitapta bahsedilen tekniklerin nasıl tüm firmalar açısından kullanılabilir olduğuna odaklı olacak. Yarının ekonomisindeki en önemli trend teknolojinin yenilikçi kullanımı vasıtasıyla işbirliği olacaktır. Aynı zamanda Wikinomics’i dijital kuşak bağlamı içerisinde ele alacağım. Bu kuşak çocukluklarından bu güne, çoğu durumda asla yüz yüze gelmedikleri insanlarla işbirliği ve etkileşim içersinde ve bunu işyerinde de yapmaya devam edecekler.

Özge Gözke 

Tarih : 03.12.2007

 

Kaynak: Milliyet, İnsan Kaynakları


http://www.insankaynaklari.com/ikdotnet/IcerikDetay.aspx?BLM=Haftanın%20Röportajı&KayitNo=8965

 

 

 

ileSelim YAZICI

Kurumsal yönetim ve insan kaynaklarının önemi

Dünyada genel kabul gören en iyi yönetim yaklaşımlarının, kurumların hayata geçirilmesi, hem etkin ve verimli çalışma, hem de marka yaratma / yaratılan markanın değerinin artırılması açısından büyük önem taşıyor. Kurumsal yönetim kavramını en geniş anlamda, iyi şirket yönetimi için gerekli formal ve informal kurallar bütünü olarak ele almak mümkündür. Daha kısa ve öz bir tanım yapmak gerekirse; kurumsal yönetim “iyi şirket yönetimi” demektir.
İyi şirket yönetimi için, sadece şirket üst yönetiminin ve yönetim kurulunun görev ve sorumluklarını ve aynı zamanda şirket içi ve şirket dışı menfaat sahiplerinin haklarını önceden belirlemek ve bunları yasal çerçeve içerisine almak son derece önemli ve gerekli olmakla beraber yeterli değildir. İyi şirket yönetimi için bunların ötesinde değişim yönetimi, stratejik yönetim, sinerjik yönetim, toplam kalite yönetimi, insan kaynakları yönetimi vs. yönetim ilkelerinin ve yönetim tekniklerinin etkin biçimde şirkette uygulanması gerekiyor.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Temmuz 2003’te kurumsal yönetim alanında rehber niteliğinde bir “İlkeler Seti” yayınlayarak, Türkiye’de ilk kez bu alandaki ortak anlayış eksikliğini gidermiştir.

Bu kapsamda ilk aşamada esas sözleşmenin gözden geçirilmesi ve SPK Kurumsal Yönetim İlkelerine önemli ölçüde uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir.

Yeni SPK Kurumsal Yönetim İlkeleri, kurumsal yönetim uygulamalarını aşağıda yer alan dört maddede toplamaktadır:

1.Hissedarlar ile ilgili konular

2.Şeffaflık

3.Menfaat sahipleri ile ilgili konular

4.Yönetim organizasyonu

Bu kapsamda kurumsal yönetim uygulamalarımız ve SPK Kurumsal Yönetim İlkeleri ile uyum sağlanması gereken konular arasında yer alan “Yönetim Organizasyonu” bünyesinde:

-Organizasyonel yapının Kurumsal Yönetim İlkelerine uygun hale getirilmesi, (SPK Kurumsal Yönetim İlkelerine uygun olarak ve esas sözleşmede yapılacak değişiklikler doğrultusunda Yönetim Kuruluna yeni bağımsız üyelerin seçilmesi, böylece yönetimin yürütmede görevli olmayan ve yürütmede yetki ve sorumluluğu olan üyelerden oluşmasının sağlanması gibi konuların da dikkate alınması)

-Yöneticilerin, yıllık faaliyet planlarının gereklerini yerine getirmek üzere proje tabanlı bir matriks organizasyonu şeklinde çalışmalarının sağlanması, (Yöneticiler ayda en az iki kez ya da gerektiğinde daha fazla toplanarak ilerlemeleri izleyecektir)

-İnsan kaynaklarına ilişkin tüm süreçlerin gözden geçirilerek rekabet koşullarına uygun olarak yazılı şekilde oluşturulması,

Bu kapsamda: işe alma, işten çıkarma, kariyer planlama, görev tanı mlarını oluşturma ve yazılı hale getirme, çalışan yedekleme sisteminin kurulması, performans ölçme sisteminin oluşturulması ve hayata geçirilmesi ve sonuç olarak da tüm bu konularla entegre bir şekilde eğitim planlamasının oluşturulması büyük önem taşımaktadır.

-Tüm organizasyon boyutunda iş süreçlerinin oluşturularak yazılı hale getirilmesi,

-Yönetim kuruluna çalışmalarında yardımcı olmak üzere çeşitli çalışma komiteleri oluşturularak, faaliyetlerin daha da etkin ve verimli olması konusunda komitelerin görüşlerine yer verilmesi, çeşitli komitelerin oluşturulması, (Yürütme, Denetim, Stratejik Planlama, Kurumsal Yönetim, İnsan Kaynakları, Yatırımlar vb. komiteleri şeklinde olabilmektedir) öncelikle Kurumun performansına, beraberinde de Kurumsal Yönetim Derecesine önemli ölçüde katkı sağlayan konulardır.

Bu kapsamda İnsan Kaynaklarının önemine daha detaylı bakılacak olursa:

Kurumsal yönetimin olduğu bir kurumda insanlar çok daha iyi yetişir çünkü verilerle konuşulur, şeffaflık vardır, fikrinizi rahatlıkla savunabildiğiniz bir yönetim anlayışı vardır. Bu da insanların eğitimini, gelişimini sağlar. İnsanları en çok motive eden unsurlardan bir tanesi de, paradan da daha çok, kendi gelişimini sağlayan ortamlardır. Dolayısıyla kurumsal yönetişimi gerçek manada uygulayabilen şirketler, daha nitelikli insanları da cezbetme imkanına sahip olabilirler.

Kurumsal yönetişim bir tek yönetim kurulunu değil, kurumun kültürünü ilgilendirir. Dolayısıyla bu konu sadece yönetim kurulu konusu olarak görülmeyip kurum kültürünü, her personelin eğitimini ve davranışlarını kapsayan bir konu olarak ele alınmalıdır. Her seviyede alınan her türlü kararda verilere dayalı olarak sürekli gelişme mantığının ortaya konabilmesini, hesap verebilirliği, şeffaflığı, adilliği, tutarlılığı ve etkinliği yaşatabilen kurumlar kurumsal yönetişimde ileriye giden kurumlardır.

Kurumsal yönetişim, uyulması gereken kurallar dizisinin çok ötesinde, bir yönetim anlayışıdır. Bu nedenle kurumun her seviyesinde insan kaynağını da etkileyen bir unsurdur.

Bu amaca ulaşmak için fırsat eşitliği yaratılır, performans ödüllendirilir, bireylerin ve takımların gelişimi teşvik edilir. Rekabetçi ücretlendirme ve sosyal yardım programları hazırlanır. Çalışanların bilgi ve becerileri, temel ve teknik yetkinlik tanımları doğrultusunda değerlendirilir. Performans yönetimi sürecinde ve kariyer gelişimi boyunca çalışanlara temel ve teknik yetkinliklerini değerlendirme ve geliştirme konusunda fırsatlar sunulur. Şirketin İnsan Kaynakları Politikası yayınlanır. İlgili yönetmelikler tüm çalışanların erişimine açıktır. Çalışanlar ile ilişkileri İnsan Kaynakları politikası doğrultusunda yöneticiler ve İnsan Kaynakları Bölümü yürütür.

İnsan kaynakları, bu işin kilit noktasını, can damarını oluşturmaktadır. Bir kurumun yönetim kurulu başkanından kapıdaki güvenlik görevlisine kadar giden süreç içerisinde görev dağılımlarının yapılması, eğitim programlarının hazırlanması gibi tüm süreçleri insan kaynakları profesyonelleri gerçekleştirmektedir. Bunun yanı sıra kurumda yönetim kurulunun görev ve sorumluluklarını içeren bir prensip paketinin de mutlaka hazırlanması gerekmektedir.

Kurumun ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda, insan kaynağının yöneticilerden başlayarak kurumsal yönetişim ilkeleri çerçevesinde yetiştirilmesi çok önemlidir. Üst kademede bulunan insanların hepsi belli dönemlerde alt ve orta kademelerde görev almış kişilerdir. Alt seviyelerden itibaren bu anlamda yetiştirildiklerinde, yönetici konumuna geldikleri zaman benimsedikleri bu ilkeleri uygulama fırsatına sahip olmaktadırlar.

Açık ve şeffaf olmayan, hesap alma verme sistemleri kurulmamış birçok uluslararası şirket de bulunmaktadır. Fakat şu çok iyi bilinmektedir ki, uzun dönemde bu şirketler yaşamlarını sürdürememekte ve büyük problemlerle karşılaşmaktadır çünkü otokrat ve tek adam yönetimine dayanan şirketler, katılımcı yöne
time giden şirketlere göre daima daha kötü performans göstermektedir.

Katılımcı bir şekilde paylaşarak, anlaşarak veya uzlaşarak yürütülen yönetim anlayışları, kurumlarda mutlaka daha büyük başarıya yol açmaktadır. Bu anlayışın tüm kademelere yerleştirilmesi konusunda da insan kaynakları departmanlarına çok önemli bir rol düşmektedir.

KURUMSAL YÖNETİM=ORTAK AKILLA YÖNETİM

Birden fazla akıl > Bir akıl

Çünkü hiçbir zaman ayrı ayrı birer akıl olan iki insan yan yana geldiğinde iki akıl olmaz.

Nedeni=SİNERJİ

Mutlaka daha fazla görüş, yeni fikirlerin oluşmasında etkin bir zemin oluşturur.


Cem Ağın
Bilkent Holding

Kaynak: http://www.yenibiris.com/CareerSupport/DisplayArticle.aspx?vID=8552&sectionID=4

ileSelim YAZICI

Ücret Yönetimi

Ücret Yönetimi