Eleman seçiminde zihin süreçleri

Şirketler için eleman seçimi uygulamaları en hayati konuların başında geliyor. Zira şirketin kârlılığı ve performansı çalışanlarının verimliliği ile yakından ilgili. Bu verimliliğin gerçekleşmesinde en önemli konu kişinin görev ile zihinsel eşleşmesinin uyumlu olması. Uyumlu diyorum zira doğru eşleşmenin olabilmesi için önce kişinin zihin süreçlerine uygun meslekle buluşmuş olması gerekiyor. Bugün biliyoruz ki ülkemizde üniversite bitiren gençlerimizin yüzde 75’i mesleklerini icra etmiyor. Bu bir zihin gücü kaybıdır. Bireysel zihin gücü kaybı, toplumsal zihin gücü kaybını da beraberinde getirir. Zihnin dünyaya geldiği andan itibaren sahip olduğu potansiyeli desteklemek eğitimin vaadi olmalıdır. O halde bu vaadin günümüzde temenni bazında kalmasından hareketle, elemanın göreve uyumlu olasından bahsetmeye devam edelim.

Şirketler belirli çalışma sahalarına ve şirket içi iş açılımlarına göre değişik eğitimde çeşitli elemanı istihdam eder. Bu istihdam esnasında yöneticiler öncelik olarak adayların istihdam konusuyla ilgili eğitimsel yeterliliğine bakar. Bu konuda iki durum söz konusudur:

1- Kendi zihin süreci ile mesleğin gerektirdiği zihin süreci açılımı uyumlu olarak eşleşmeyen bir mesleki birliktelik ve bu mesleğin eğitimini almış bir kişinin mesleki yeterliliği.

2- Kendi zihin süreci ile mesleğin gerektirdiği zihin süreci açılımı uyumlu olarak eşleşmiş bir mesleki birliktelik ve bu mesleğin eğitimini almış bir kişinin mesleki yeterliliği.

Bu iki durum aslında birbirinden çok farklı performanslara vesile olur. Hatta yukarıdaki iki ihtimali başka iki ihtimalle geliştirebiliriz:

3- Kendi zihin süreci ile mesleğin gerektirdiği zihin süreci açılımı uyumlu olarak eşleşmeyen bir mesleki birliktelik ve bu mesleğin yüksek puanlı bir eğitim kurumunda eğitiminin almış olması halinde kişinin mesleki yeterliliği.

4- Kendi zihin süreci ile mesleğin gerektirdiği zihin süreci açılımı uyumlu olarak eşleşmiş bir mesleki birliktelik ve bu mesleğin düşük puanlı bir eğitim kurumunda eğitiminin almış olması halinde kişinin mesleki yeterliliği.

Ben dördüncü maddede yer alan kişinin önemine dikkat çekmek isterim. Zira benim bu konudaki temennim eğitim kurumunun ön planda olmasından ziyade, mesleğin zihin ile doğru eşleşmiş olması şeklindedir.

Yukarıda kurguladığım dört seçenekteki kişi ile gerçekleştirilecek işe alım tekniği de zihin süreçleri anlamında eğer bilinçaltı boyutta bir analize imkan sağlamıyor ise yanıltıcı olabilir. İnsan beyni bir sorunun kendisine neden sorulduğunun cevabını arar. Eğer bir cevabı varsa yanıtı da beklentiye uygun vermeye çalışır ki işte bu da metodun yanılgınsın saklı olduğu yerdir aslında.

Bugün işe alım konusunda çok değişik değerlendirme teknikleri uygulanır. Ancak bir teknik ne kadar uygulanan kişinin yorumunu geri planda bırakıyor ise o ölçüde daha doğru geri bildirim verebilir diye düşünüyorum.

Tabii mülakat öncesi asıl önemli olan görevin gerektirdiği zihin süreçlerinin tespit edilmiş olmasıdır. Zira mülakatla hangi zihin süreçlerinin aranacağı ancak bu sayede tespit edilebilir.

İK uygulamaları ile en yakından ilişkili olan gelişim dönemi 0-7 yaştır. Zira zihnin bu evresinde kişinin hangi alanlarda yaratıcı, mutlu ve yorulmadan deneyimleme arzusu ile çalışabileceği çoktan netleşmeye başlamıştır. Nöroloji, tipoloji ve psikoloji bilimleri 0-7 yaş döneminde İK ile yakından ilgili ortak bir konuda çalışır. Bu dönemdeki zihinsel keşif ne kadar ihmal edilirse ileride mesleki açıdan beklenen performansta o ölçüde az olur. Hatta bu ihmalin meslek tercihe kadar varması halinde İK’nın mülakat uygulamaları bile yetersiz kalabilir. Ancak bu yetersizliğin idraki yeterliliğin örneklenmesiyle görülebilir. Bu tanıklıklara şu an çokça rastlamak maalesef mümkün olamıyor.

Görev tanımının karakter ve zeka eşleşmesinde zeka açılımı bu aşamada en çok darbe alan ve en önemli zihin sürecidir. Kişinin kendi ön plandaki zeka boyutuna uygun meslekle eşleşmesi temennisi halen günümüzde temenni olarak kalıyor. O halde diyebiliriz ki İK’nın eleman seçimi uygulamalarındaki metodu daha ziyade karakterin görevle uyumuna bakar. İK kişinin mesleği ile yanlış eşleşmesi ihtimalini istemeden de olsa göz ardı etmek durumunda kalır. Çünkü bu konuda mülakat aşamasına gelmiş bir kişide yapabileceği bir şey yoktur. Ancak ben okulöncesi eğitim uygulamalarında İK’lardan destek alabileceği düşüncesindeyim. Bu destek meslek ve insan eşleşmesi açısından önemlidir. İş dünyasının üniversitelerle işbirliği çok yerinde ama zihin açısından geç kalınmış bir birlikteliktir. İş dünyası temel eğitimde de meslek zihin eşleşmesi açısından yerini almalıdır.

Ethem Kocabaş 

 

Kaynak: Milliyet, İnsan Kaynakları, 31.12.2007, http://www.insankaynaklari.com/ikdotnet/IcerikDetay.aspx?KayitNo=9124