Kara pazartesi: 54 bin işten çıkarma

Geçen hafta, 26 ocak pazartesi, sözleşmiş gibi on uluslararası şirket kitlesel işten çıkarma planlarını açıkladı: Amerikan iş makinaları devi Caterpillar: 20.000 kişi (2009’un “çok zor bir yıl” olacağını öngören şirket, 113 bin çalışanından 4 bin işçiyi ve 7.500 idari görevliyi işten çıkarmaya, 8.000 geçici işçinin de sözleşmesine son vermeye hazırlanıyor.)

Amerikan telekom şirketi Sprint Nextel: 8.000 kişi (31 marta kadar 8 bin çalışan yani toplam çalışanların yüzde 14’ü işten çıkarılacak. Şirket bu yolla 1,2 milyar dolar tasarruf yapmayı umuyor.)

 

Amerikan inşaat malzemeleri ve küçük ev aletleri perakendecisi Home Depot: 7.000 kişi (Çalışanlarının yüzde 2’si)

 

Hollanda kökenli bankacılık ve sigortacılık şirketi ING: 7.000 kişi (Toplam 130 bin çalışanından 7 bininin işine son vererek 1 milyar avro tasarruf planlanıyor.)

 

Hollanda kökenli elektrik-elektronik devi Philips: 6.000 kişi (121 bin çalışanının yüzde 5’ini işten çıkarmaya hazırlanan grup zararını azaltmaya çalışıyor.)

 

İngitere-Hollanda merkezli demir-çelik grubu Corus: 3.500 kişi (Tata Grubu’nun bir yatırımı olan ve Avrupa’nın ikinci büyük demir-çelik üreticisi durumundaki Corus 2009’un ilk aylarında, 2.500’ü İngiltere’de olmak üzere 3.500 çalışanını işten çıkaracağını duyurdu. Corus’un kriz öncesi dünyada çalışan sayısı 42 bin idi.)

 

Amerikan otomobil devi General Motors: 2.000 (ABD’deki iki üretim merkezinden 2 bin kişi)

 

Peugeot ile Fiat’ın ortak kuruluşu olan SevelNord: 350 kişi

 

İsviçre teknoloji şirketi OC Oerlikon: 150 kişi

 

Otomotiv yedek parça üreticisi Valeo: 116 kişi (Fransa’daki Mondeville fabrikasından)

 

Bu şirketlerin toplam 54 bin çalışanı işten atacağını açıkladığı gün, Japon haber ajansı Jiji de, Japon otomobil devlerinin (Toyota, Honda, Nissan, Mitsubishi Motors, Mazda vd) mart sonuna kadar 25 bin kişinin işine son vermeyi düşündüğünü duyuruyordu.

 

Kitlesel işsizlik korkusu hortladı

 

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) de, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) de haftalardır uyarıyor: 2010 yılında dünyada işsiz sayısı (20-25 milyonluk bir artışla) 210 milyona ulaşabilir. Bu, talihsiz bir dünya rekoru!

 

Bütün Avrupa ülkeleri, yakın zamana kadar en hızlı kalkınanlar dahil, krizden etkilenmiş durumda ve işsizlik oranları her yerde süratle artıyor. Brüksel, Avrupa bölgesinde (geçen yıl yüzde 7,2 hatta kasım 2008’de yüzde 7.8 seviyesinde olan) işsizliğin ilk kez ortalama yüzde 10’u geçeceğini tahmin ediyor.

 

Fransa’nın önemli ekonomi dergilerinden L’Expansion, “Krizle birlikte, Avrupa’da kitlesel işsizlik korkusu hortladı. Tıpkı 1980’ler ve 1990’larda olduğu gibi. O tarihten beri çalışma piyasası daha esnek hale geldi. Bu esnekliğin bugün etkileri neler? İşsizliğin artmasını ne engelleyebilir?” diye soruyor. Fransız ekonomik araştırmalar kurumu OFCE’nin araştırma müdürü Gerald Cornilleau ise “Yaşamakta olduğumuz krizin, çalışma hayatı açısından öncekilerden farkı, iş piyasasının esnekliğinden beslenmesi diyor; “Geçici sözleşmeleri iptal ederek, kiralık işçileri işten çıkararak çalışan sayılarını çok    daha hızlı adapte edebiliyorlar. Yani esneklik, krizde, büyüme ortamında beklenenin tam tersi bir etki yapıyor.”

 

Oysa “esnek” denilen yeni düzenden beklenen, büyüme ortamında da kriz ortamında da aynı: İşçiyi-çalışanı ihtiyaç olduğunda hızlı ve kolay istihdam etmek; ihtiyaç kalmadığında aynı hızla ve aynı kolaylıkla işten çıkarmak.

 

Büyüme döneminde esneklik adı altında “güvensiz-güvenliksiz-düşük ücretli” işlerde çalışanlar, krizde hızlı ve kolay işten çıkarılabiliyor. Yani krize giren piyasalarda çalışan safra görevi yapıyor. Her dönemde çalışanın aleyhine olan bu “esneklik”, başta işveren olmak üzere pek çok çevrede “olumlu bir gelişme” olarak algılanıyor. Gerekçesi: Hızlı büyüme dönemlerinde, talep artışına hızlı cevap vermekgerekir. Esneklik, hızlı şekilde ve asıl önemlisi “yarın nasıl işten çıkarırım” korkusu olmadan, istihdam imkanı veriyor. Ancak, konjonktür tersine dönünce, kolay istihdam edilen çalışanlar aynı kolaylıkla işten çıkarılabiliyor. İşveren açısından bu “ters etki” de olumlu, çünkü “fazla kilolardan” çabuk kurtulma imkanı veriyor. Ancak şirketlerin personel giderini kısa sürede düşerken, işsiz ordusu aynı hızla artıyor ve global tüketim düşüyor. Bu da şirketlere daha derin bir kriz olarak geri dönüyor. Resesyon spirali yaratıyor. Kriz ve işsizlik birbirini besleyerek kartopu etkisiyle büyüyor ve önüne geleni deviriyor.

 

Uzmanlar işsizliğin sadece mavi yakalıları değil, beyaz yakalıları, yöneticileri, tepe yöneticileri de vuracağını öngörüyor. “Ancak, topun ağzında olanlar gençler, yaşlı çalışanlar, göçmenler ve kalifiye olmayan çalışanlar” diyor OECD’nin ekonomistlerinden Stefano Scarpetta; “Yani, krizden önce de zaten iyi bir iş bulmakta en çok zorlananlar.” Scarpetta, Bulgaristan ve Yunanistan’da patlak veren toplumsal gerginliği işsizliğe bağlıyor. Ve bu tür tepkilerin yayılması olasılığından söz ediyor.

 

Kaynak: Hürriyet İK, 1 Şubat 2009

http://www.yenibiris.com/HurriyetIK/Oku.aspx?ArticleID=5225

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.